Rejeneratif Tıp ve Spiritualite

Rejeneratif Tıp ve Spiritualite
Kalpten Tıbba, Tıptan Kalbe; Geleceğe Hazırlık semineri IV

13 – 14 Aralık 2007
10.00-18.00
Türk Standartları Enstitüsü, Ankara

Kalpten Tıbba, Tıptan Kalbe; Geleceğe Hazırlık semineri IV

Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç

Geçtiğimiz yıllarda Antalya ve Yalova Termal´de gerçekleştirilen Kalpten Tıbba, Tıptan Kalbe; Geleceğe Hazırlık Seminerleri (sempozyum) içerik bakımından daha da gelişerek, Rejeneratif Tıp ve Spiritualite adı altında 13-14 Aralık 2007, Saat 10.00-18.00´de Ankara Türk Standartları Enstitüsü´nde uygulanacaktır.

Tıp ve manevi konularda ilgisi olan ve kendisini geliştirmek isteyenlere özellikle tavsiye edilen bu çalışma, modern tıbbın eksik bıraktığı ruh-beden birliği gereğinin oluşmasına yardımcı olan alternatif, komplementer, komperatif ve yeni şekliyle rejeneratif tıbbın maneviyatla buluşmasının bir görünüşü olacaktır.

6-7-8. yüzyıllarda Horasan tıbbı, ruh-beden dengesini esas alarak dünya tıbbının temel prensiplerini ortaya koymuştur. Horasan´dan sonra ihmal edilen ruh-beden birliği, sadece bedeni ele alan bir tıp anlayışına dönüşümüştür. Bu hatadan dönüş ise, geçen yüzyılda yavaş yavaş alternatif tıpla gelişen bir dizi yeni akımın tıbba katılmasıyla gerçekleşmeye başlamıştır (alternatif, koplementer, komperatif, rejeneratif). Bu anlayışla, özellikle Avusturya ve Almanya´da beş seneden beri yoğun bir şekilde, modern tıp ve spiritualite konulu sempozyumlar, kongreler düzenlenmektedir ve Tümata, sık sık, sahip olduğu bilgi ve sanat değerleriyle bu kongre ve sempozyumlarda Türk mirasını sunmaktadır. 2-5 Kasım 2007 tarihlerinde, Hamburg´da bu anlayıştan hareketle, ikincisi gerçekleşecek olan uluslararası dua kongresine Dr. Rahmi Oruç Güvenç ve ergoterapist Azize Andrea Güvenç Türkiye temsilcileri olarak katılacaktır.


Dr. Ulrich Randoll
Matrix Center München, Germany,
Vice Präsident Thomas Wildey Institute

2007 yılı, Türkiye, Mısır ve Afganistan´ın girişimiyle, UNESCO tarafından, Mevlânâ yılı olarak ilan edilmiştir. 13. Yüzyılda, Orta Anadolu´da bulunan Konya şehrinde yaşamış ve felsefesi bu merkezden tüm dünyaya yayılmış bulunan Hz. Mevlânâ Celaledin-i Rumi, tüm 2007 yılı boyunca cesitli etkinliklerle yoğun şekilde bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Rumi, Batı takvimine gore 2007 yılında 800 yaşına gelmiştir.

2007 yılı boyunca dünya çapında yapılan etkınliklerle, kendisinin tüm insanlık için eşsiz bir örnek olan, herkese ve herşeye karşı çok büyük bir sevgi ve tolerans üzerine kurulmuş olan felsefesi bu nesillere de aktarılmıştır.

Rumi´nin 17 Aralık 1273 tarihinde yapılan son yolculuğuna, onun yolunu kendilerine de yol seçmiş olanların yanında, bir çok milletin ileri gelenleri ve başta Hristiyanlar ve Yahudiler de olmak üzere, çesitli farklı dinlerin mensupları da katılmışlardır. İslam kaidelerine göre yapılan bu defin töreninde, ağlayarak yeni ve eski İncil´den pasajlar okumuşlar ve Hz. Mevlânâ´nın karakterini Hz. Musa ve Hz. İsa´nın karakteri ile aynı yere koyduklarını ifade etmişlerdir.

Hz. Mevlânâ´nın felsefesinin merkezi teması, kendisinin tüm alemlerin esas gücü olarak gördüğü sevgidir. Alemler, sadece tanrı sevgisi ile var olduklarından, insanın da yaratanı sevmeyi öğrenmesi gerekmektedir; ki böylece O´nun tarafından yaratılan diğer herşeyi, tüm insanları, doğayı ve nesneleri sevmeyi öğrenebilecektir:

“Yaradanı sevenler icin tüm üzüntü ve sevincin kaynağı sadece yine yaratandır. O, kendilerinin çalışmalarının karşılığı ve gerçek zenginlikleridir” (Hz. Mevlânâ).

Mevlânâ´nın vefatından sonra kurulan Mevlevi dervişleri yolu, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında giderek büyüdü. Günümüzde Avrupa´nın ve dünyanın çeşitli ülkelerinde, mesela Türkiye ile birlikte Amerika ve Almanya´da da, küçük gruplar halinde Mevlânâ´nın felsefesini takip etmekte ve kısmen de zikir ve sema töreni gibi mistik pratiklerini uygulamaktadırlar.

Son olarak 2007 yılı Ağustos ayında Türkiye´de, Yalova Termal´de gerçekleştirilen kırk gün 40 gece sema çalışması çerçevesinde, Hz. Mevlânâ´nın kişiliğini şad etmek ve UNESCO Hz. Mevlânâ yılı kapsamında bir aktivite gercekleştirme fikri doğmuş ve başkent Ankara´da, daha önce Antalya ve Termal´de üç defa gerçekleştrilen, “Kalpten Tıbba, Tıptan Kalbe” konulu çalışmanın devamı olarak “Rejeneratif Tıp ve Spiritualite” başlığı altında bir Sempozyum yapılmasına karar verilmistir:

Rejeneratif tıp

Rejeneratif Tıp (Latincesi regeneratio: yeniden oluşma, kendi kendini yenileme) halen geçerli biyolojik tıbbın yeni bir sahasıdır. Bu yeni bilim sahası, fonksyonları bozulmuş hücrelerin, dokuların ve organların rejenerasyon (kendi kendilerini yenilemeleri) suretiyle çeşitli rahatsızlıklar / hastalıkların iyileştiği prensibini kabul etmekte olup, ağırlık noktalarından biri canlı vücudunun kendine özgü rejenerasyon - ve tamirat süreçlerini aktive etmektir. Bu temel bilgininin ışıgında, tıp dünyasında, hastanın kendi vücudunun rejenerasyon potansiyelinin tedavi açısından şuurlu olarak kullanılması hususu, büyük bir aktualite kazanmaktadır.

Bu bağlamda hasta ile yapılan ilk teşhis konusmasından (anamnez) başlayarak, “düzenleyici zaman sürecleri” olan ritmik hücre süreçlerinin de göz önünde bulundurulması, tedavi önerilerinde giderek daha büyük bir rol oynamaktadır. Yeni psikoterapiden ve modern hücre biyolojisinden tutun da, Dr. Oruç Güvenç‘in en değerli temsilcisi olduğu Orta Asya pentatonik müziği, eski oryantal müzik ile sufi müziklerinin de tedavide kullanılmasını da kapsayan çok bir genis açı söz konusu olmaktadır.

Yard. Doç Dr. Rahmi Oruç Güvenç

Dr. Oruç Güvenç İstanbul Üniversitesi´nde edebiyat, felsefe ve psikoloji bölümlerinde tahsil görmüş olup, Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi´nde yapmış olduğu doktora çalışmasının konusu da müzikle tedaviyle ilgilidir. Kendisinin uygulamaları, Hazreti Mevlânâ´nın Felsefesi ısıgında Sufi Muzigi ve pentatonik müzigi, böylece bilim ve spiritualiteyi büyük bir basarıyla bir araya getirmektedir.


Muhtemel Katılımcılar

Dr. Ulrich Randoll, Almanya
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın tıp ilmi olan “Rejeneratif Biyolojik tıp”da, ritimlerin iyileştirici/tedavi edici etkisi.
Matrix Center, München
Vice Präsident Thomas Wildey Institut, München

Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç, Türkiye
Türk müzikterapi geleneği ve insanlığın yüksek değerleri
Etnomüzikolog ve müzik terapist, İstanbul

Azize Andrea Güvenç, Türkiye
Hayvanlarla terapi - Avusturya ve Almanya´da gerçekleşen tıp ve spiritualite kongrelerinin özetleri
Ergoterapist, İstanbul

Marco Bischof, Almanya
Frontier Science and Medicine
D-12435, Berlin
(Çalışmaları fizik alanında da önemlidir. Cansızların kristal strüktürlerini incelemiştir. Foton incelemeleri yapmıştır)

Prof . Dr. Avni Babacan, Türkiye
Müzikterapinin ağrıyla etkileşimi ve bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar
Gazi Ünv. Algaloji Bölüm Başkanı, anestezi profesörü, Ankara

Prof. Dr. Nuran Kömürcü, Türkiye
Müzik terapinin doğumdaki olumlu etkisi
Marmara Ünv. Hemşirelik Yüksek Okulu

Mehmet Rasim Mutlu, Türkiye
Tasavvuf, sanat ve dünya görüşü
Şair, Bestekar, mutasavvif, İstanbul

Gernot Galib Stanfel, Avusturya
Eski Türk müzik terapisi ile yapılan bütüncül tedavinin bir özelligi olarak spiritualite
Sosyal enstitülerde ve serbest olarak çalışan müzik terapist, ilkokul müzik öğretmeni, müzisyen, besteci, SIRP´ta (Avusturya´da ilk ve orta dereceli okullardaki islam dini öğretmenleri için, üniversite düzeyinde eğitim veren resmi kuruluş) doçent, Viyana

Tuğba Sarı, Prof. Dr. Nossrat Pesseschkian adına, Türkiye
Globalizasyon Çağında Psikoterapide ve Psikolojik Danışmanlıkta Mevlana´nın Çalışmalarının Transkültürel Önemi
Uzman Psikolojik Danışman, Ankara
Pesseschkian Vakfı
www. Pesseschkian.com

Dr. Gülşat Akmemet, Türkiye
Doğu tıbbı ve akupunktur
Akupunktur uzmanı, Ankara

Doç. Dr. Nilhan Sezgin, Türkiye
Bütünleşme yolundaki insan: Ruh ve Bilim evliliğindeki son gelişmeler
Psikolog, Ankara

Alban Lunardo, Avusturya
Sağlıklı yaşam için temiz su kaynakları ve balıkların bu konudaki önemi
Yazar, editör

Seminer Programı

1. Gün

Ara (1 saat )

2. Gün

Ara (1 saat)

* Gelişmeler duyurulacaktır.
** Masraflar bakımından, seminer ücretli olacaktır.