Rebabname

Sultan Veled ve Rebabname

“Rebabın ağlayıp inlemesinden, aşka ait yüzlerce çeşit nükteler dinleyin” beytiyle başladığı ve eser rebab üzerine kurulduğu için, Sultan Veled´in yazmış olduğu ikinci mesnevisi Rebabnâme adıyla anılmıştır.

Sultan Veled, dibacede eserin telif sebebi olarak, ilk mesnevisi Velednâme´yi yazdıktan sonra, gönül ehlinden bir büyüğün Hz. Mevlânâ´nın Mesnevi´sinin vezniyle bir kitap yazmasını dilemesinin sebep olduğunu söyler.

Aynca rebabın, Hz, Mevlânâ´ya özgü bir çalgı olduğu; ona tabi olma ve ona benzemenin, orada daha güzel ve daha mükemmel olacağı gözetildiğinden mesnevinin, rebabla başladığını ve onun üzerine kurulduğunu anlatır ve devamla Hz. Mevlânâ´nın, “Ney, sazlığından ve dostlarından ayrılması ve uzaklaşması nedeniyle ve gurbette aynlıktan dolayı inler” dediğini, ancak neyde inlemenin fazla olmadığını; rebabda ise inleme ve ayrılıkların çok olduğunu; çünkü onun oluştuğu şeylerin her birinin deri, kıl, demir ve odun gibi kendi vatanından ve cinsinden ayrılmış garipler olduğunu; bu sebeple de, inleme ve feryadın, rebabda daha fazla bulunduğunu bildirir ve “Neyden ve rebabdan, aynlıktan inlerler diye söylenenlerin hepsi istiare ve mecazdır; gerçekte onların inlemeleri, ah ve figan etmeleri, eskiden Hakk´ın ilmi dahilinde bulunmuş oldukları halde, şimdi şekle bürünmüş olarak yaratıcının vuslat manasından, yaratık suretiyle ayn düşmüş olmalarından dolayıdır, şimdi ise o ilk vuslatı ve birlikteliği istemekte ve aramaktadırlar, ancak bu da istiaredir” der. 1

... Rebabın sesi tektir ve onda, birbirinin aynı olmayan yüz bin çeşit durum vardır. Allah´ın cemalini, yaratıklarda görmek ve bilmek gerekir, bu da ilmî ve aklîdir, ilim ve marifet gözü, kişiye yaratık vasıtası olmadan Yaradanı gösterir. 2

... 700/1301 yılı Şaban ayının başında yazılmaya başlanıp aynı yılın Zi´l-hicce ayında, yani beş aydan daha az bir zaman sürecinde tamamlanan ve Mevlânâ´nın Mesnevi´si vezninde manzum ve mensur olarak kaleme alınan Rebabnâme, insanların, Hak Taâlâ´nın emrine ve elçisinin sünnetine uygun olarak yaşamaları, yasaklardan kaçınmaları, tövbe ve ibadetle meşgul olmaları için, Kur´an´ın ve hadislerin ışığında, çeşitli ibare ve misallerle öğütlerde bulunulan ve tarikatin gereği olan hususların anlatıldığı, bir nevi vaaz ve öğüt kitabıdır.

Telif sebebinin anlatıldığı dibaceden başka 105 nesir başlığı ve 8124 beyti ihtiva eden eserde, Farsçanın yanısıra Arapça, Türkçe ve Rumca beyitler de bulunmaktadır. Bu dört dilde yazılmış beyitler içermesi yönüyle de, çok önemli ve ender eserlerden olduğu görülmüştür. 3

Rebabname´nin bir kısmının çevirisi

Bismillahirrahmanirrahim
Bu mânevî mesnevinin ve onun sırlarının nurlarının telifinin sebebi şudur: itikad hususunda ....... zayıftır. Senâyî (Allah rahmet etsin), ilâhî tarzında ve vezninde ve Celaleddin-i Rumi´nin Mesnevisi´ne mutabık olarak bir eser telifi istedi. Biz de dostlarımızın hatırını kırmamak üzere, çokça okunması için Mevlânâ´nın

“Dinle neyden kim, hikâye söylemede
Ve ayrılıktan şikâyet etmede”

diye başladığı Mesnevi´nin diğer bir benzeri imiş gibi o Hazretin usul ve yoluyla ve tetebbu usulüyle yola çıktık. Zira mâna mutabakatı ve benzerlikte her yönüyle güzel ve mükemmeldir. Bu eser nazım ve vezin bakımından da Mevlânâ (k.s.)´nın benzeridir.

Bu mesnevi ilk beyitine rebab ile başlamaktadır. Zira Mevlânâ kendi mesnevisine ney ile başlar ve neyin iniltisine sebep olarak da (ruh olan ney´in) asıl vatanından ayrılışı sebebiyle nâle sâhibidir. Zira kendisi asıl vatanından uzak ve gurbettedir.

‘Rebab’a gelince: o da ‘ney’ gibi asıl vatanından uzakta ve inlemektedir, çünkü gurbettedir, hemcinslerinden uzaktadır. Yusuf peygamber gibi ....... Kendi hemcinslerinden uzak olmanın ızdırâbıyla feryat ve figân etmektedir.

Sonra; ‘Ney’in nâleleri ve sırrı ‘rebab’da da vardır. ............ nitekim ‘ney’in nâlesi elbette bir istiâredir. Ve bunun hakikati de şu olsa gerektir ki, kadîmde Hakk´ın ilminde var olduğu üzere ruh asıl vatanından bir hikmete binaen ayrılacak ve bundan dolayı tekrar kavuşmak üzere feryâd-ü figân edecektir. Şimdi ise yeniden bir araya gelmeyi murad etmektedir. Ve işte o, bundan istiâredir. Ve rebab o aşıklar ve tâliblerdir ki, hani; Hakk Têalâ ‘elst’ bezminde insanların ruhlarını mukaddes huzurunda toplamış ........... onlar da gelmişlerdi. İster istemez ‘rebab’ bu ayrılıktan dolayı feryâd etmededir ve asıl vatanına kavuşmak için feryâdıyla beraber, bu feryâdının açıklamasını, şerhini yaparken, kararsız, yani yerinde duramaz olduğunu ifade etmektedir. ............ vesselâm.

Feryâdın sebeblerinden biri “Vatan sevgisi îmândandır” cümlesi bir hakikattir.

Ben nazım ve nesir yoluyla Hz. Adem´den beri anlatılamamış olan bu feryâdın sebeplerini anlatmadayım. Yahut da bunu daha önce kimse anlatamamıştır. Bunu yapmak azîm bir devlettir. Bunun ne büyük nîmet olduğunu, ne tatlı bal ve şeker olduğunu anlatmak zordur. (...) Hatta bunu peygamberler ve evliyâ bile tam olarak bilemezler. (...) Bunu ancak Allah (c.c.) bilir.

Bismillahirrahmanirrahim ve bihi-nestaîn.

Bu mevzu şunun beyanındadır ki; yerin ve göğün bütün zerreleri Allah (c.c)´ı, tesbih etmededir. Nitekim Kur´an´da “Yerlerde ve göklere hiçbir zerre yoktur ki, Allah´ı, O´na hamd ile, tesbîh eder olmasın” (...) ve rebab bunlar içinde sadece bir tânesidir ve tesbîh eder olmalıdır. Gönül adamları bu tesbîhi her şeyin üzerinde görür ve ona yönelirler. (...) Diğer tarftan Kur´an´da Hakk Têalâ “Allah göklerin ve yerlerin nûrudur” buyurmaktadır ve bu (tesbih işini) yapmada hariç kalan hiçbir şey olamaz. (...) ve âlemde ne varsa ‘aşk’tır. Sanki ondan başka dünyaya bir şey gelmemiştir. Zira derler ki “Eğer aşk olmasaydı, aşkın derdini çekmek de olmazdı”

Notlar

1 Veyis Değirmençay. Sultan Veled ve Rebabname s.59

2 a.g.e s.65

3 a.g.e s.80

Tümata müzik terapi cdleri

Müzik terapi cdleri

Tümata´nın R. Oruç Güvenç yönetiminde hazırladığı yirmi altı ayrı makamdaki terapi cdlerini satın almak için tıklayın.